TÜRK DEMIR ÇELIK SEKTÖRÜ

 

TÜRK DEMİR ÇELİK SEKTÖRÜ
 
Türk demir çelik sektörü, 2001 yılından itibaren hızlı bir büyüme sürecine girmiştir. Türkiye’nin ham çelik üretim kapasitesi 2000 yılındaki 19.8 milyon ton seviyesinden,      % 72 oranında artışla, 2008 yılında 34.1 milyon ton seviyesine yükselmiştir. Aynı dönemde, elektrik ocaklarının üretim kapasitesi % 91 oranında artışla, 13.6 milyon tondan, 26.1 milyon tona yükselirken, entegre tesislerin kapasitesi, % 30 oranında artışla, 8 milyon tona yükselmiştir.
2000-2008 yılları arasında, Türkiye’nin ham çelik üretimi % 87 oranında artışla, 14.3 milyon tondan, 26.8 milyon tona yükselmiştir. Dünya genelinde, Çin’den sonra en büyük büyüme performansını elde eden Türk çelik endüstrisi, Türkiye ekonomisinin iki katı civarında daha iyi bir performans sergilemiştir. Sektör, bu yüksek performansı sayesinde, 2000 yılında dünya sıralamasında 17. ve Avrupa sıralamasında 5. konumdan, 2005 yılında dünyanın en büyük 11., Avrupa’nın ise 3. çelik üreticisi konumuna ulaşmıştır.
Sözkonusu 8 yıllık dönemde, Türkiye’nin nihai mamul üretimi % 87 oranında artışla, 14.2 milyon tondan, 26.7 milyon tona, tüketimi ise, % 62 oranında artışla 21.3 milyon tona yükselmiştir.
Türkiye’nin temel ihraç piyasaları Orta Doğu ve Körfez Ülkeleri, AB (27) ve Kuzey Afrika iken, en fazla ithalat yaptığı bölgeler ise, BDT, AB-27 ve son yıllarda Uzak Doğu ülkeleri olmuştur.
Türkiye’nin toplam çelik ürünleri ihracatının % 76’sı uzun ürünlerden oluşurken, ithalatının % 56’sını da yassı ürünler teşkil etmektedir. Rusya ve Ukrayna gibi bazı ülkelerin kendi üreticilerine daha ucuz hurda temin etme imkanı sağlamak amacıyla, hurda ihracatına uyguladıkları sınırlamalar nedeniyle, son yıllarda Türkiye’nin yarı mamul ithalatı artış eğilimi göstermektedir.
            2008 yılında Türk demir çelik sektöründe meydana gelen gelişmeleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
  1. Türkiye’nin ham çelik üretim kapasitesi % 7 oranında artışla, 34.1 milyon tona yükselmiştir.
  2. 2007 yılındaki seviyesine kıyasla, 2008 yılında Türkiye’nin slab üretim kapasitesi % 140 oranında artışla, 4.7 milyon tondan, 11.3 milyon tona yükselmiştir. Bazı uzun ürün üreticileri, kütük üretim tesislerine gerekli yatırımları yaparak, aynı tesiste slab üretme imkanı elde etmiştir. Bu durum, sözkonusu üreticilere, piyasa koşullarına göre, aynı tesiste slab ve kütük üretebilme esnekliği sağlayacaktır.
  3. Nihai mamul üretimi % 2.3 oranında artışla 26.7 milyon tona ulaşmıştır.
  4. 2008 yılında, Türkiye, dünyanın en büyük 15 çelik üreten ülkesi arasında, ham çelik üretimini en fazla arttıran ülke olmuştur.
  5. 2008 yılının ilk 3 çeyreğindeki güçlü performans sayesinde, son çeyrekteki keskin daralmaya rağmen, yıl genelinde Türkiye’nin çelik ürünleri ihracatı % 22 oranında artışla, 16.8 milyon ton seviyesine yükselmiştir.
  6. 2008 yılında, Türkiye’nin temel ihraç piyasaları, % 59 oranında payı ile Orta Doğu & Körfez ülkeleri ve % 16 oranındaki payı ile Avrupa Birliği olmuştur. 2007 yılındaki seviyelerine kıyasla, Avrupa Birliği’ne yönelik ihracatın payının % 33’ten % 16’ya gerilemesi ve Orta Doğu & Körfez ülkelerinin payının % 44’ten % 59’a yükselmesi, Türkiye’nin ihracatını AB’den piyasa koşullarının daha iyi olduğu Orta Doğu & Körfez ülkelerine yönlendirdiğini göstermektedir.
  7. Türkiye’nin toplam ihracatının % 76.4’ü uzun ürünlerden ve ağırlıklı bir şekilde kütük olmak üzere, % 14’ü yarı mamullerden oluşmaktadır.
  8. İç talepte gözlenen daralma ve ihtiyacın büyük bir bölümünün ithalat yoluyla karşılandığı yassı ürünlerde kapasitenin artmasının, ithal ürünler yerine yerli ürün kullanımını artırması nedeniyle, 2008 yılında, Türkiye’nin çelik ürünleri ithalatı     % 2.9 oranında düşüşle, 12.8 milyon ton seviyesinde kalmıştır. Türkiye ithalatının    % 88 oranındaki bölümünü BDT ve AB-27 bölgesinden yapmıştır.
  9. İhracattaki artışa karşılık, ithalatın gerilmesi nedeniyle, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2007 yılındaki % 86 seviyesinden % 116 seviyesine yükselmiştir.
  10. 2007 yılına kıyasla net ihracat, miktar bazında 0.5 milyon tondan, 4 milyon tona yükselmiş; değer bazında ise, 1.5 milyar dolar olan demir çelik ürünleri dış ticaret açığı, 2 milyar dolar net ihracata dönüşmüştür.
 
Global çelik piyasaları, 2008 yılının ilk yarısında zirvesine ulaşmış ve Ağustos ayındaki itibaren hızlı bir düşüş trendine girmiştir. Ekim ayında ortaya çıkan global finans krizi, dünya genelindeki çelik talebi ve fiyatlarında başlamış bulunan düşüş eğilimini hızlandırmıştır. 2008 yılının son çeyreğinde ağırlaşan kriz koşulları, sektörün büyüme beklentileri ve göstergelerinin de dramatik bir şekilde değişmesine neden olmuştur.
  1. 2008 yılının ilk 8 aylık döneminde, ham çelik üretimi % 11.9 oranında artış göstermiştir. Ancak yılın son çeyreğindeki keskin üretim düşüşleri nedeniyle, yılsonu itibariyle üretimdeki artış % 4.1 seviyesinde kalmış ve Türkiye’nin ham çelik üretimi 26.8 milyon ton seviyesine yükselmiştir.
  2. Aralık ayında ise, Brezilya ve İtalya’da daha keskin üretim düşüşlerinin yaşanması nedeniyle, Türkiye dünyanın en büyük 9. Avrupa’nın ise 2. çelik üreticisi olmuştur.
  3. Körfez Bölgesi’nin talebindeki hızlı düşüş nedeniyle, Türk çelik üreticileri piyasa çeşitlendirmesi stratejisi izlemiş ve Mısır, Irak ve Suudi Arabistan gibi komşu ülkelere yönelmiştir.
  4. Türkiye’nin aylık çelik ürünleri ihracat değeri, yaz aylarındaki 2.5 milyar dolar seviyesinden, % 60 oranında düşüşle, son çeyrekte aylık ortalama 1 milyar dolar seviyelerine kadar gerilemiştir.
  5. 2008 yılının son çeyreğinde, iç ve dış piyasalarda çelik talebinde ve fiyatlarında keskin düşüşler yaşanmıştır. Uzun ürün fiyatlarının 1500 $/ton seviyesinden, çok kısa bir süre içerisinde 400 $/ton seviyelerine gerilemesi, çelik üreticilerine büyük zarar vermiştir.
  6. Yılın son çeyreğinde, piyasaların görünümüne ilişkin belirsizliklerin yanında, ham çelik üretiminde yüksek oranlı kesintilere gidilmesi ve hurda fiyatlarında keskin dalgalanmalar yaşanması nedeniyle, hurda ithalatı yalnızca % 1 oranında artışla, 17.4 milyon ton seviyesinde kalmıştır.
  7. Hammadde ve nihai mamul talebinde ve fiyatlarında gözlenen hızlı düşüşler, çelik üreticilerinin yüksek miktarlarda kayıplar ile karşı karşıya kalmalarına neden olmuştur. Fiyatlardaki hızlı düşüş ve belirsizlik ortamı nedeniyle, hammadde ve nihai mamul siparişlerinde çok sayıda kontrat iptalleri yaşanmış ve bu durum piyasalarda güvensizlik ortamının artmasına ve ticari ilişkilerin zedelenmesine neden olmuştur.
  8. Türkiye iç piyasasında nihai mamul tüketimi de, % 10 oranında düşüşle, 23.7 milyon tondan, 21.3 milyon tona gerilemiştir. Ürün bazında en fazla düşüş, % 16.1 ile uzun ürünlerde gözlenmiştir.
  9. Türkiye’nin kişi başına çelik tüketimi, 358 kg’dan 319 kg’a gerilemiştir.
  10. Petrol fiyatlarındaki düşüş, uluslar arası ticaretteki azalma ile birlikte, navlun fiyatlarının gerilemesine ve Çin menşeli ürünlerin Türkiye iç piyasasına ve Türkiye’nin ihraç piyasalarına daha kolay ve ucuz bir şekilde ulaşmasına imkan sağlamıştır.
  11. Yassı ürün üretimine yönelik bazı projeler, global finans krizi nedeniyle ertelenmiştir. Ancak devam eden projelerin gecikmeli de olsa tamamlanacağı tahmin edilmektedir.
Türk demir çelik sektörü, 2001 yılında İsdemir’deki kamu payının özelleştirilmesinden bu yana % 100 özel sektör niteliğinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu açıdan, Türk çelik sektörü, dinamizmi sayesinde, iç ve dış piyasalardaki değişen koşullara süratle kendini adapte edebilmiş ve 2008 yılının son çeyreğinde gözlenen global  finans krizi kaynaklı talep daralmasına, hızlı bir şekilde üretimini kısarak tepki vermiştir. Dünya çelik piyasalarındaki hızlı bozulmaya karşı, Türk çelik endüstrisinin aldığı temel önlemler aşağıda özetlenmiştir:
  1. Türk çelik endüstrisi, yaz aylarına kıyasla, Eylül ayından itibaren üretimini % 30 oranında kısmıştır. Yaz aylarında aylık 2.5 milyon ton seviyesinde bulunan ham çelik üretimi, yılın son çeyreğinde, aylık ortalama 1.75 milyon ton seviyesinde gerçekleşmiştir.
  2. Üreticiler, akşam saatleri gibi elektrik enerjisinin daha pahalı olduğu zaman dilimlerindeki vardiyaları iptal etmişlerdir.
  3. Bazı üreticiler üretimlerini tamamen durdurarak, bakım çalışmalarını öne çekmişlerdir.
  4. Üretimdeki kısıntılara paralel olarak, müteahhit işçileri öncelikli olmak üzere, ücretsiz izin uygulamaları ve işten çıkartma uygulamaları gözlenmiştir.
Global finans krizinin, yeni kapasite yatırımları üzerindeki olumsuz etkisine rağmen, Türkiye’nin yassı ürün üretim kapasitesinin, devam eden projeler sayesinde 2009 yılında da artmaya devam etmesi beklenmektedir. 2009 yılının ilk yarısında Türkiye’nin ham çelik üretiminin düşeceği, ancak global ekonomideki iyileşmelere paralel olarak, yılın ikinci yarısından itibaren artış eğilimine girebileceği değerlendirilmektedir. Buna rağmen, 2009 yılının tamamında, Türkiye’nin ham çelik üretiminin ve tüketiminin    % 10’un üzerinde düşüş göstermesi beklenmektedir.
İç talepteki daralmaya paralel olarak, 2009 yılında da çelik ürünleri ithalatının gerileme, ihracatının ise artış eğilimini sürdüreceği ve ihracatın ithalatı karşılama oranının 2008 yılındaki % 116 seviyesinin de üzerine çıkacağı değerlendirilmektedir. Yassı ürün üretimine yönelik yatırımlar da, ithal çelik ihtiyacının azalmasına önemli bir rol oynaması ve yerli çelik kullanım oranının artması beklenmektedir.