Yolbulan-Baştuğ İle Birlikte Demir Çelik Sektörümüzde Ürün Yelpazesi Genişlemeye Devam Ediyor


7/14/2010 12:00:00 AM

 

Türk çelik sektörü, zorlu kriz döneminde dahi ara vermeden sürdürdüğü yatırımlarını bir bir devreye almaya başladı. Geçtiğimiz aylarda, Tosyalı Demir Çelik’in ve Çolakoğlu’nun yassı ürün üretimine başlamalarının ardından, Yolbulan-Baştuğ Metalurji de, yıllık 2 milyon ton kapasiteli tesisinde, 9 Haziran 2010 itibariyle, ham çelik üretimine başladı.

 

Slab üretimi için gerekli altyapısı bulunan, 490 dönüm üzerinde, Alman, Fransız, İsviçre ve İtalyan teknolojisine sahip Yolbulan Baştuğ Metalurji, 2012 yılında üretime başlaması planlanan yeni haddehanesinde, Türkiye’de üretimi bulunmayan geniş flanşlı profil, h profil, geniş köşebent, lama ve Hollanda profili de üretmeyi planlıyor. Sessiz bir şekilde üretime başlayan ancak gerek sahip olduğu teknoloji, gerekse ürün türleri itibariyle istikbal vaat eden Yolbulan-Baştuğ, ilk aşamada gerçekleştirmiş olduğu 10.000 ton ihracat bağlantısı ile, gelecek açısından umut veriyor.
Devreye giren yeni yassı çelik üretim kapasiteleri, Ocak-Mayıs döneminde, Türkiye’nin yassı ürünlere yönelik ham çelik üretimine % 50 oranında artış şeklinde yansımış bulunuyor. Haziran ayında devreye giren Yolbulan Baştuğ Metalurji ile birlikte, Türkiye’nin ham çelik üretiminin de, yükselmeye devam etmesi bekleniyor.
Son yıllarda, bir taraftan devreye alınan yeni tesisler ile Türk çelik sektörünün ürün çeşitliliği artarken, diğer taraftan da, üretici kuruluşlarda alternatif ürünlere yönelik altyapı yatırımlarına hız verildiği gözleniyor. Özellikle kriz döneminde daha çok hissedilen global kapasite fazlalığının baskısı, çelik üreticilerimizi aynı ham çelik kapasitesi ile, piyasa koşullarına göre farklı ürünler üretebilme arayışına yöneltiyor. Bu nedenle, bazı çelik üreticileri, gerekli yatırımları yaparak, aynı tesiste ihtiyaca göre slab ve kütük, haddehanelerinde ise, yassı ürün, inşaat demiri ve profil üretebilme kabiliyetine ulaşmış bulunuyor. Bu durum, çelik üreticilerine tek bir ürünün piyasasına bağlı kalmaktan çok, gerektiğinde talebin ve fiyatların canlı olduğu başka ürünlere yönelme konusunda manevra imkânı tanıyor. Türk çelik sektörünün uzun ürünlerde ihtiyacının üzerinde üretim gerçekleştiriyor olması nedeniyle, alternatif üretim hatlarına sahip kapasiteler sayesinde, sektörün iç ve dış piyasalardan tutunma kabiliyetinin artacağı değerlendiriliyor.
Türk çelik sektörü, önümüzdeki 5 yıllık dönemde, halen ihtiyacın büyük bir bölümünün ithalat yolu ile karşılanmakta olduğu yassı ve vasıflı çelik ürünlerinde de, iç talebi karşılayabilecek seviyeye gelmesini mümkün kılacak şekilde yatırımlarını sürdürüyor. 2023 yılı için belirlenmiş bulunan ihracat hedefine ulaşmada, paslanmaz çelik yatırımlarında da hareketlenme bekleniyor. Sektörümüz, bir taraftan Türkiye’nin iç talebini karşılayacak seviye ve çeşitlilikte yassı ve yapısal çelik üretebileceği duruma gelmeye yönelik yatırımlarına devam ederken, diğer taraftan da tüm yeni kapasite yatırımlarını, AB mevzuatı çerçevesinde, çevreye duyarlı en modern teknolojiler ile gerçekleştiriyor. 
Son birkaç yıldan bu yana devam eden yassı, vasıflı ve yapısal çelik ürünlerine yönelik yatırımlar neticesinde:
·         Tüketim ve üretimin daha dengeli bir yapıya kavuşması,
·         Yassı ve vasıflı ürün ihtiyaçlarının büyük bir bölümünü ithalat yolu ile karşılayan Türk tüketicilerin, iç piyasadan tedarik imkânını elde etmeleri,
·         Pek çok ülkede stratejik olarak nitelendirilen demir çelik ürünleri tedariğinde, dışa bağımlılığın azalması,
·         Ürün çeşitlendirmenin bir sonucu olarak, ithalattaki azalma ve ihracattaki artış sayesinde, sektörün sağlayacağı net döviz girişinin, istikrarlı bir şekilde artması ve bu durumun ekonomiye döviz tasarrufu olarak yansıması,
·         Bazı uzun ürün üreticilerinin, yassı çelik de üretebilecek yatırımlar yapmalarının, sektör üzerindeki uzun ürün ihracat baskısını azaltması,
·         Türkiye’de yassı ürün üretiminin artmasıyla birlikte, özellikle yeni kapasitelerin kurulduğu bölgeler başta olmak üzere, yassı ürün kullanan yan sanayilerde de önemli bir hareketlilik yaşanması,
·         Yeni yassı çelik tesislerinin kurulduğu bölgelerde, doğrudan ve dolaylı yeni istihdam imkânlarının geliştirilmesi,
bekleniyor.
            Türk çelik sektörü, yurtiçi ihtiyaçları da göz önünde bulundurarak, son 10 yıl içerisinde, Devletten hiçbir yardım almadan gerçekleştirdiği yatırımlar sayesinde, Türkiye’nin istikrarlı bir şekilde büyümesine sağladığı katkı ile, ekonominin lokomotifi fonksiyonunu üstlenmeye devam ediyor.
 
Dr. Veysel Yayan
Genel Sekreter
Türkiye Demir Çelik Üreticileri Derneği

  Okunma Ekli Dosya
  228

Basın Ana Sayfa