Global ekonomik kriz, Türk Çelik Sektörünün ihraç piyasalarını da olumsuz yönde etkiledi. Tonajın küçük olduğu ABD ve BDT ülkeleri bir tarafa bırakıldığında, çelik ihracatımızda en büyük gerileme, % 37,7 ile, AB bölgesinde yaşandı.2007 yılında 6,3 milyon ton seviyesine ulaşan AB bölgesine yönelik ihracatımız, 2008 yılında 4,4 milyon ton, 2009 yılında ise, 2,7 milyon ton seviyesine geriledi.
AB ülkelerine yönelik yassı ürün ihracatımız istikrarlı bir seyir izlerken, gerilemenin ağırlıklı bir şekilde, 2007 yılındaki 3,6 milyon ton seviyesinden, 2009 yılında 719 bin ton seviyesine kadar düşen uzun ürün ihracatından kaynaklandığı gözlendi. 2010 yılının ilk çeyreğinde ise, AB ülkelerine yönelik ihracatımızın, 2009 yılının esasen en düşük seviyesine inmiş bulunan 836 bin ton ihracata kıyasla % 47,8 oranında tekrar gerilemesi dikkat çekti.
Türkiye’nin AB bölgesine yönelik demir çelik ihracatı hızlı bir şekilde düşerken, ithalatımız daha istikrarlı bir seyir izledi. 2007 yılında 5,1 milyon ton olan AB bölgesinden gerçekleştirilen ithalat, 2008 yılında 4,8 milyon ton, 2009 yılında ise 3,9 milyon ton seviyesinde gerçekleşti.
Başka bir ifade ile Türkiye 2007 yılında ithalatına kıyasla AB ülkelerine miktar yönünden % 24 oranında daha fazla çelik ihraç ederken, 2009 yılındaki ihracatı, ithalâtının üçte ikisi seviyesine geriledi.
2010 yılının ilk çeyreğinde ise, durum daha da dramatik bir boyut kazandı. Bu dönemde AB ülkelerine yönelik ihracatımızdaki düşüş devam ederek, 437 bin ton ve 524 milyon Dolar seviyesine gerilerken, ithalatımız % 140 oranında artışla, 1,377 milyon ton ve 1,219 milyon Dolar seviyesine ulaştı.
AB bölgesinden yaptığımız ithalatın, ihracatımızın üç misline kadar çıktığı böylesine bir dengesizlik, Türkiye ile AKÇT arasında imzalanmış olan Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girdiği tarihten bu yana ilk kez yaşanıyor.
Son 5 yıl içerisinde istikrarlı bir şekilde artarak 2009 yılında, 7,8 milyon ton seviyesine ulaşan, 2010 yılının ilk üç ayında ise 2,3 milyon tonu bulan hurda ithalâtı da dikkate alındığında, dengesizlik daha da artıyor.
Diğer taraftan yakın bir gelecekte bu durumun değişmesi öngörülmüyor. Zayıf Euro ve Avrupa Bölgesindeki düşük kalkınma hızı, Avrupa çelik üreticilerinin ihracata ağırlık vermelerine yol açmış görünüyor. 2010 yılının Ocak-Nisan döneminde AB ülkelerinde gerçekleştirilen % 44 oranındaki üretim artışının, büyük ölçüde ihraç piyasalarına yönelmiş olması da, bu durumu teyid ediyor.
Geride bıraktığımız yıllarda, A.B. piyasasına yönelik çelik ihracatımızdaki her hareketlenmede, damping soruşturması açan veya koruma tedbirine başvuran A.B. Komisyonu, bu son gelişmelerden hiç de rahatsız olmuş görünmüyor.
Bu durumda sorumluluk Türk Hükümetine düşüyor. Bir taraftan A.B. ülkelerinden yapılan çelik ithalâtının yakın takip altına alınmasına, diğer taraftan ise, sektörümüzün rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyen, maliyetleri arttırıcı nitelikteki tüm yüklerin, süratle kaldırılmasına ihtiyaç duyuluyor.
Dr. Veysel YAYAN
Genel Sekreter